30. Ağu, 2017

Şilan Yaşar // Olaylı yıllardı… eylemlerin, çatışmaların ve ölenlerin haddi hesabı yoktu. Bir devrimci olarak eylemlere katılmak bana da çok cazip geliyordu. O’gün  Ankara’ya taşınan ablalarımı görmeye gitmiştim. Büyük Ablam üni’den mezun olmuş, örgütsel bağı olan bir derginin yazı işleri müdürlüğünü yapıyordu.
Onun Küçüğü ODTÜ’de, İnci Ablam da Hukuk okuyordu.

Evlerine girdiğimde, daha selamlaşma faslı olmadan telefon çaldı. ODTÜ’de okuyan Ayşe Ablam’ı polisler emniyete götürmüş haberi verildi. Dolayısıyla her an ev basılabilirdi.  Alel acele yasaklı dergi ve kitapları valizlere doldurduk.

Ben önden Maltepe yokuşunu koşarak taksi çağırmaya gittim. Tam taksi düğmesine basacaktım ki, perdeleri sıkı sıkı kapatılmış bir minibüsle burun buruna geldim. Minibüsten izbandot gibi bir adam inip kollarımdan tutup minibüse tıkıştırdı. Sanki öncesinden biliyormuş gibi diğerlerinin gelmesini beklediler. Minibüste benden başka iki kişi daha vardı. Onlarda sivil giyimliydi ancak o günlerde sık sık bahsedilen minibüs bu olmalıydı.

ODTÜ’lüler Kemal Yazıcıoğlu’na  Ayı Kemal ve ekibine ‘’Ayı Kemal ve tayfası ” lakabını takmıştı. Gerçekten de Ayı gibi cüsseleri vardı. Bayan olan bile izbandot gibiydi. Okullara keyfi baskınlar düzenler, hiçbir gerekçe göstermeden öğrencileri zorla alır, Siyasal Bilgiler binasının arkasında Çamlık denilen yere götürüp döver, küfürler savurup tehdit edermiş.” Bu defa bizi oraya götürüp döveceklerdi belki diye kendimce yorumlar yapıyorum ancak öyle olmadı. Emniyet sarayına götürüldük. Çok katlı koskocaman bir bina. Bu binadan bir çok genç  camlardan atılmış sonra da -intihar etti- haberleri olarak yayımlanmıştı.

Bizi yakalayan ekibin başında Komiser Kemal Yazıcıoğlu vardı. Tam da tahmin ettiğim gibiydi. Soruları soran, itip kakan, tokat atan talimatları veren oydu.
Günler sonrası, ışıksız, havasız hücreden çıkarılıp genişçe bir salona bırakıldığımı dakikalar sonrasında farkedebildim. Ön sıralardan birine oturmam söylendi. Işıktan gözlerim kamaşıyor, yaşarıyor, kırpıştıra kırpıştıra ışığa alışıyorum. Getirildiğim yer okul salonu sanki ard arda dizilmiş sıralar. Herşeyi göze alarak pençereye doğru yürüdüm. Boydan boya cam çerçeveyle kaplanmış yüksek bina. Işığa alışan gözlerim dış hayatla buluşsun isteğiyle bana gösterilen yere oturmadım.

Dışarıya bakınca biz kapalıyken hayat almış başını gitmiş biz çok gerilerde kalmışız hissine kapıldım. Sonra da kendimi kabusun ortasında hissettim…Ürperdim.. Emniyet Sarayının önünde tanklar toplar, cemseler askerler dizili duruyordu.

Kesin!… diyorum üç ablam tutuklu kalacak… Ben daha lise öğrencisiyim bırakılırım… Ve asıl önemlisi anneme bu durumu nasıl anlatacaktım !… 12 Mart cuntası çocukluk yıllarımdı. Xece Ablam sırra kadem basmış sonra tutuklanmıştı. Evimizde yıllarca matem havası esmişti, annemin lorilerini o’an duyar gibiydim. Salonun kapısı büyük bir gürültüyle açılınca, gayri ihtiyari irkildim. İki izbandot polis iki ablamı getirdi. Ayşe Ablam ilk yakalanan olmasına rağmen hala ortalıkta görünmüyordu. Kapı tekrar büyük bir gürültüyle kapandı. Salonda yalnız başımızda kaldığımızda – Galiba cunta olmuş! Dedim usulca. Dışarı bakın !, diye de ekledim.

Salonun kapısı tekrar büyük bir gürültüyle açıldı. izbandot polisler kahkaha atarak içeri girdiler. Önlerinde Kemal Yazıcıoğlu : Müjde ! 30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun !
Demek ki cunta olmamıştı, sevinçten kahkaha atmışım. Yanıma yaklaştı tokat vurmasını beklerken, başımı okşadı -Afferim !, sakın ola bu bayram sevincini kaybetme! Dedi. Savcılıktan sonra bırakıldık. Eve gider gitmez anneme telefon açıp durumu anlattım. Epeyce bir ah-vah ettikten sonra -mutlaka onları da getir diye tembihledi.
Tamam ! dedim
Ayşe Ablam ODTÜ’de Öğrenci Temsilciliği başkanı olarak götürülmüş ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı. Onu da okuldan alarak Haymana’ya gittik.
Ankara’ya 70 km. mesafede olan kasabamıza vardığımızda sokakta bizi karşıladı, bizim için kurban keştirmiş yemekler börekler hazırlamıştı.

Kahkalar arasında yemeğimizi yedikten sonra Annem kürtçe Kemal Yazıcığlu’na okkalı bir küfür savurdu. Aramızda bu, uzun zaman bir eğlence konusu oldu. O günü hiç unutmadım. Ne zaman 30 Ağustos gelse, Ayı Kemal’in Xece Ablam’a attığı tokadı ve annemin zafer sevincini hatırlarım…

 

(Kemal Yazıcıoğlu, DAL olarak bilinen Derinlemesine Araştırma Laboratuarı’nda görev aldı.işkenceci olduğu dönemden sonra, Ordu Valiliği’ne atandı. Orada da mevsimlik işçi olarak gelen Kürtlerle ilgili “Ben Ordu’ya Kürtleri sokmam çünkü bunlar PKK’li” demişti. Alparslan Türkeş vefat ettiğinde, cenazesinde açılan deftere, ‘Başbuğum, ne öğrendiysem sizden öğrendim’ diye yazmıştı, işkenceleriyle meşhurdu. Kenan Evren’in ve Süleyman Demirel’in yakın dostuydu. Nihayetinde hatırlanacak tek şey işkenceci, katil, kaçakçı, uyuşturucu baronu gbi sufli işlerin kıyısında dolaştı, Ordu büyükşehir belediyesinin ismini tesislerinden silip attığı vali olarak lanetlendi. )

10. Tem, 2017

Şİlan Yaşar // Kılıçdaroğlu “Dragos’tan miting alanına yaklaşık 3 kilometre kala tek başıma yürüyeceğim” dedi.
Bugüne kadar on binlerce kişi eşlik etti, kimisi bir gün, kimisi üç gün yürüdü…  hemen her kesiminden insanlar  katıldı. Ayakları su topladı, eziyet çektiler. Onca yol boyunca kitleyi kendine kalkan etti, işi bitince de miting alanına tek başına gideceğim dedi…

Adama sormazlar mı, -Senin aradığın Adalet bu mu?- diye.

Madem adalet arıyorsun!  neden adaletsizliğe uğrayanları dıştalıyorsun?

Nedeni açık… çünkü adalet, CHP’nin uygulamadığı, tanımadığı bilmediği bir kavram!

Parti proğramlarında, terminolojilerinde buna yer yok.

Her zamnki  dıştalayıcı  tavrıyla bunu da ; sadece kendisine istenecek bir şey sanıyor, çünkü asıl derdi kendi pis derisini kurtarmak !

Sıra kendisine gelmişti, kirli işleri ortalığa saçılacaktı; ergenekonun hem avukatı hem savcısıydı yaa !…

Devletin en kirli işlerini sürdüren, göz yuman, teşvik eden CHP, Fetö’yü yurtdışına kaçıran Kürt kanıyla beslenen B. Ecevit’ti.

Gerçekten adalet isteseydi CHP’nin savunduğu ırkçı, çağdışı parti proğramıyla siyaset yapmazdı, kazara yaptı diyelim !  adalet aramaya utanırdı.

Sanki adalet vardı da Recep vermiyor!  Olsa dükkan sizin!

-Süngünün olduğu yerde Kürt sorunu yoktur- diye CHP’nin 1930’ların adalet bakanı Mahmut Esat Bozkurtun uyuladığı adalet  anlayışından bir adım öteye gidemediler.

Korteje bakın, bilmem kaç metre uzunlukta Türk bayrağı taşınması tipik bunun göstergedir.

Malum bu -Kanlı Bayrak- sürekli olarak Kürtleri ve diğer halkları dışlamak için en önemli silah olarak kulanılır.

Sakın ola ! mitinge katılanlar, bayrağı taşıyanlar, adaletten falan bahsetmesin çünkü İnandırıcı değil,  o bayrak  ve CHP’nin başlatması eylemi hedefsiz ve stratejisiz kıldı.

Çünkü; AKP-Recep Tayyip, CHP’nin uyguladığı  adaletsizliğin ürünüdür !

Velhasıl,

Hele bir  bırakın !  Küçük Enişte’yi…  Show bussines izleyin !…

9. Haz, 2017

Başkan Mesud Barzani’nin bugün siyasi partilerle bir araya geldiği toplantıda, bağımsızlık referandumu için tarih belirlendi. Toplantıyı takip eden Rûdaw muhabiri Senger Abdurrahman, Kurdistan Referandum Tarihi : 5 Eylül 2017 olarak kararlaştırıldığını beyan etti.

Kurdistan Bölgesinde yapılacak referanduma ilişkin yapılan toplantı ve alınan kararlar :

1. Kurdistan Bölgesi-Irak ve Kurdıstan sınırları dışındaki Kurdistan topraklarında 5 Eylul 2017 tarihinde referandum yapılacak.
2. Toplantının bitim tarihinden başlayarak Referandum yapılacak tarihe kadar ulusal görüş birliğini sağlamak, Kurdistan Parlamentosunun aktivleştirilmesi ve diğer sorunların çözümü için çalışmalara başlanılacak.
3. Kurdistan halkının ekonomik sorunları ve maaş sorununu çözmek.
4. Sayın Mesud Barzani Başkanlığında Referandum Yüksek Encumenini oluşturmak ve 12.06 2017 tarihine kadar siyasi partiler temsilcilerinin belirlenmesi, Reefandum öncesi ve sonrası çalışmalar için özel komiteler oluşturmak.

BAĞIMSIZLIK İÇİN ÜÇ KOMİSYON

Kürdistan federasyonunda, Bağımsızlık Referandumu için, tüm partilerden, etnik ve dini gruplardan referandumun sağlıklı yürütülmesi için üç komisyon oluşacak;
1- İçerde Seçim kurulu, Komisyonu ve Kurumlar ile işlerin sağlıklı yürütülmesi için
2- Diploması Gurubu olarak bölge ve devletler arası ilişkilerde referandumun sağlıklı izlenmesi ve meşruiyeti için
3- Bağdat ile diyaloğu yürüten ve bağımsızlığın sancısız gerçekleşmesi için.

Partîyên siyasî yên beşdarî civîna Referandumê bûn li jêr hatiye rêzkirin:

Partiya Demokrata Kurdistanê (PDK),
Yekîtiya Niştimaniya Kurdistanê (YNK), Yekgirtûya Îslamiya Kurdistanê,
Bizava Îslamiya Kurdistanê,
Partiya Komonîst a Kurdistanê,
Partiya Sosyalîst Demokrata Kurdistanê,
Partiya Zehmetkêşan a Kurdistanê,
Partiya Karkeran û Kedkarên Kurdistanê,
Partiya Çaksaziya Pêşkevtî ya Kurdistanê,
Lîsta Hewlêr a Tirkmenî,
Eniya Tirkmenî ya Iraqê,
Partiya Geşepêdana Tirkmenî,
Lîsta Ermen di Parlamentoya Kurdistanê de,
Bizava Demokrata Aşûrî,
Encumena Gel a Kildanî-Aşûrî.

Kurd milletine hayırlı olsun!

Roja referandûmê dîyar bû. Li ser xêrê be.

Biryara referandûma serxwebûna Başûrê Kurdistanê hat dayîn.

Li ser xêrê be! Pîroz be! bi hezar carî pîroz be;

Gav bi gav ber bi serxwebúnê!…
Ji bo Kurdistan  û li hemû Kurdên cîhanê pîroz be!…

Roja referandûmê:. 25.09.2017

 

24. May, 2017

Akla ziyan olaylar yaşandı-yaşanıyor...
70 yaşındaki Kemal Gün, Dersim’de operasyonda öldürülen oğlunun cenazesini alamadığı için 88 gündür açlık grevindeydi.
kilo kaybeden, kaslarında erime başlayan, sol gözünde görme kaybı yaşayan baba, “Bu dünyadan son istediğim oğlumun bir mezarının olması” diyor.
Devlet tarafından ptt kargosuna verilen evladının kemikleri Kemal Amca'ya ulaşacaktı... ulaşamadı.
Sağlık durumu da iyice kötüleşti; 90. gün oğlunun kemiklerini Avukat Engin Gökoğlu elden teslim aldı!
...
Asıl mağdur Kürtler yaşadıkları enkaz altında kalmış, hala mağduriyetle boğuşuyorlar.
Türklerle Kürtlere yapılan zulüm aynı değil elbet...
Kürtler sadece bireysel değil toplumsal bir travma içerisinde:
Türkiye'de Irkçı-fasist Kemalizim resmi ideolojisi… vatandaşını bile isteye mağdur ediyor.
Vatandaş da OHAL ve KHK'ye Hayır ! diyor.
Dediği için evlatları, evlatlarına sahip çıktığı için aileleri yerlerde tekmelenerek sürükleniyor.
Bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatırken, Kürdlerin yaşadığı binlerce vahşet sahneleri ne çektiklerini anlatamaya yetmiyor.
Anlayışları kıt olduğundan değil, elbirliğiyle anlamak istemediklerinden dolayıdır.
Vahşeti uygulayan şahısla,i ktidar, idari mahkeme aynı... Devlet aynı devlet.
Buna da Reel politika deniyor!
Gayet tabi görünüyor herşey -ekseriyetin normlarının altında-, idam'a kadar yolu sınırsız açık!
İlan edilen OHAL sonrası KHK ile işlerinden çıkarılan ve İşlerine dönmek için açlık grevine giren vatandaş!

76 gündür Ankara'da açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça'nın Polis tarafından gözaltına alınarak ''savcı huzuruna çıkarıldı...
Tutuklama kararında, "delillerin henüz tam toplanmamış olması tutuklanmamaları halinde adaletin işleyişine zarar verecekleri
ve eylemlerin ceza süreleri dikkate alındığında adli kontrol koruma tedbirlerinin yetersiz kalacağı" ifadeleri yer aldı.

Savcı :''ÖLÜMDEN çıkarınız nedir ? diye şuursuzca soruyor ... yanıt alamayacağını bile bile...
Cevap alamadı, gerçi cevap alsaydı da talebi farklı olmayacaktı.
Tutuklanma talebiyle ''mahkemeye' sevk etti.
Tutuklandılar...

Bende cevap alamayacağımı bile bile O savcıya sormak istiyorum!...
Son iki yıl içerisinde onbinlerce Kürt öldürdünüz ölümden çıkarınız neydi?
...

Zulmünüzde Boğulasınız!- diyor başka bir şey demiyorum!

Şilan Yaşar

19. May, 2017

Bila sere Gelê Kurd sax bit...mirovekê mezin ji dest da....be daxewe...
Em xemgînin ew jî serok pêşengekî me bû. Keda xwe Kurd û Kurdîstanê da ne kêm bû !

Uzun süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden Goran (Değişim) Hareketi lideri Newşirwan Mustafa, bu sabah saat 08.00’de Süleymaniye’de hayatını kaybetti.

Yaşamı savaş, sürgün ve siyasetle geçen Kak Newşirwan, uzun yıllar peşmergelik hayatını başarıyla sürdürdü, bu başarısını 1991’de Ranya ayaklanmasında zirveye taşıdı. İki yıldır kanser illeti nedeniyle tedavi gördüğü Londra’dan, 28 Nisan 2016’da eşinin zamansız vefaatı üzerine geri Süleymaniye’ye dönmüştü.
N. Mustafa’nın cenazesinin şu an Süleymaniye Adli Tıp Kurumunda bulunuyor, vasiyeti üzerine partisinin genel merkezi ile N. Mustafa’nın evinin bulunduğu Gırdi Zergete’de yarın saat 10’da toprağa verilecek. Umarız bu acı kayıp Kürt milletini N. Mustafa’nın Kürdistan sevdasını , bağımsızlık arefesinde Ranya’da ki gibi alevlendirecektir!

Ailesinin, yakınlarının ve Kürt halkının başı sağolsun!